Dünya genelinde okul çağındaki çocukların büyük bir çoğunluğu, aşılması güç bir dijital uçurumla karşı karşıya. UNICEF verilerine göre, 3-17 yaş arasındaki 1,3 milyar çocuk evlerinde internet erişimine sahip değil. Bu çocukların büyük bir kısmı Afrika ve Asya’nın belirli bölgelerinde yaşıyor. Raporlar, sosyoekonomik durumun bir çocuğun internete ulaşıp ulaşamayacağının en güçlü göstergesi olduğunu kanıtlıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde bu fark çok daha keskin; yoksul hanelerde büyüyen çocuklar, ülkeleri ne kadar gelişmiş olursa olsun dijital dünyadan kopuk kalıyor. İnternetin artık öğrenmek ve gelecek için beceri kazanmak adına bir zorunluluk olduğu günümüzde, ekonomik yetersizlikler milyonlarca çocuğu fırsat eşitliğinin dışına itiyor.
Dijital Erişim Zorunluluğu ve Sosyoekonomik Eşitsizlik
Araştırmalar, internetin çocuklar için artık bir lüks değil, oynamak, öğrenmek, iletişim kurmak ve beceriler kazanmak için zorunlu hale geldiğini belirtiyor. Avrupa Komisyonu’nun paylaştığı bilgilere göre, Avrupa’daki profesyonel iş rollerinin %90’ından fazlası temel dijital becerileri gerektiriyor.
Sosyoekonomik durum, bir çocuğun evinde internet bağlantısı olup olmadığının göstergesi olmaya devam ediyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde bu durum daha belirgin. UNİCEF’in ICTD 2024 Annual raporuna göre Güney Asya’da çocukların ve gençlerin yalnızca %13’ünün evinde internet erişimi bulunuyor ve kız çocukları bu bölgedeki kısıtlayıcı normlar, sınırlı teknolojik aletler ve düşük dijital okuryazarlık gibi özel engellerle karşılaşıyorlar.
Zihinsel Sağlık ve Ekran Süresi Tartışması
İnternet bağlantısının yaygın olduğu yüksek gelirli ülkelerde, akıllı telefon ve sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte gençlerin zihinsel sağlık sorunları daha sık incelenmeye başlandı. Ancak uzmanlar, UNICEF’in raporunda da vurgulandığı üzere, ekran süresinin çocukların ruh sağlığına doğrudan zarar verdiğine dair net ve güçlü bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Hatta veriler, ekran süresini kısıtlamaya odaklanan çözümlerin daha az etkili olabileceğini, çünkü dijital becerilerin gelişimi için çocukların çevrimiçi geçirdikleri sürenin aslında olumlu bir katkı sağladığını gösteriyor. Özellikle sosyal medya, video oyunları ve video izlemek gibi aktiviteler, çocukların dijital yeteneklerini ölçülebilir şekilde artırıyor. Ebeveynleri tarafından internet kullanımları kısıtlanan çocukların ise bu becerilerinin daha düşük kaldığı görülüyor.
Zihinsel sağlık sorunlarının asıl kökeninde ise ekran süresinden ziyade, çocukların karşılaştığı daha ciddi ve karanlık riskler yatıyor. Çevrimiçi cinsel istismar veya zorbalığa maruz kalan çocukların kaygı düzeyleri, intihar düşünceleri ve kendine zarar verme eğilimleri çok daha yüksek seyrediyor. Bu nedenle, çocukların zihinsel sağlığını korumak için teknoloji endüstrisinin bu tür istismarlara karşı “sıfır tolerans” göstermesi ve hükümetlerin denetimlerini artırması gerekiyor. Sonuç olarak, çözümü sadece ekran süresini kısıtlamakta aramak yerine; dijital dünyayı güvenli hale getirmeye, zararlı içerikleri azaltmaya ve çocukları dijital araçları aktif kullanmaları için desteklemeye odaklanmak çok daha kritik bir önem taşıyor.
Uni̇cef’ten Küresel Dijital Öğrenme Hamlesi
UNİCEF, 2024’te dijital öğrenme girişimlerini arttırdı ve bağlantı zorluklarına rağmen kaliteli eğitime sürekli erişimi mümkün kılan platformlara odaklandı.
Çevrimdışı çözümler: UNİCEF ve Microsoft’ungeliştirdiği “Öğrenme Pasaportu”, Mısır’da eğitimden yeterince yararlanamayan kişilere çevrimdışı bile olsa eğitim getiriyor. Tacikistan’da bir dijital öğrenme platformu hem çevrimiçi hem de çevrimdışı eğitim olanakları sağlayarak uzak bölgelerdeki öğrenciler için dijital uçurumu kapatmaya yardımcı oluyor.
Yapay Zeka Entegrasyonu: UNİCEF, kapsayıcı eğitim için Yapay Zeka destekli Erişilebilir Dijital Ders Kitapları oluşturmaya yardımcı olmak amacıyla OpenAI ile bir ortaklık kurdu.
İstihdam Becerileri: Hindistan’da başlatılan ve 15 ülkede 1,2 milyon kayıtlı kullanıcısı olan FunDoo adlı dijital yaşam koçu, gençleri iş hayatı için gerekli becerilerle donatıyor ve kariyer, ruh sağlığı gibi konularda bilgilendiriyor.
Bu önemli adımlar, UNİCEF’in dijital eşitsizliği bitirme sözünde istikrarlı bir şekilde ilerlediğini gösteriyor. Tüm bu çalışmalar tek bir şeyi amaçlıyor:
“ Dijital eğitim, nerede olursa olsun tüm çocuklara ulaşılabilir olmalıdır.”
KAYNAKÇA
https://www.unicef.org/media/172241/file/unicef-annual-report-2024-en.pdf